| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

son dakika Güncel haber ,olaylar, spor haberleri,yeni gazete,magazin haberleri,

günlük haberler,taze haber,görsel,izleme dinleme,gazete haberleri ,son dakika haberleri,haber portalı,haber siteleri,online haber,flash haber,haber arşivi,olaylar,magazin,eglence,üzüntü,acayip ilginç haberler,radyo,tv,gazete yorum,internet,radyo haberleri,

Yazılar arşiv 02.2009 Other entries in 2009-02 resimler , videolar

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Hakan'ın türbanlı eşi GS'de kimi çıldırttı

Hakan'ın türbanlı eşi GS'de kimi çıldırttı

Galatasaray'a UEFA Kupası'nı kazandıran takımın oyuncularından Hakan Ünsal'ın eşi ilk kez konuştu. Hakan Ünsal ve eşi Ayla Ünsal, herşeyi Haber 7'den Nursel Tozkoparan'a anlattı.

Bu röportajı neden yaptım...

Kimdir Ayla Ünsal..

O meşhur futbolcu Hakan Ünsal’ın eşi

Adı “tarikatçı” futbolcuya çıkan ve  Fatih Altaylı’nın “Galatasaray’ı tarikatçılardan cemaat mensuplarından temizledim” dediği meşhur futbolcu Hakan Ünsal...

Medyada çok şey yazıldı çizildi ancak konuya ilişkin Hakan Ünsal neredeyse hiç konuşmadı.

Ayla Ünsal ise benim arkadaşım. Uzun zamandır hayatlarının yakın tanığıyım. Ayla’yı hep anlatıyordum tanıdıklarıma, birileri röportaj yapsın, onunla konuşsunlar istiyordum da kısmetin bana olacağı aklımın ucuna dahi gelmezdi.

Beni bu röportajı yapmaya itekleyen sebeplerden birisi de Ayla’nın çocuklarıyla olan özel iletişimi, özel ilgilenmesiydi.

Bir mevlid kandili idi, Peygamber efendimizin doğduğu gece... Ayla “bir programın yoksa bu akşam kandili birlikte geçirelim” diye davet etti.

O gece herşey sürprizdi

Yaşları 5 ile 10 arasında değişen on civarında çocuk, arkalarında anneleri ve tabiki ben de; peygamber efendimizi anlatan bir ilahi ile salona girdik. Salondaki büyük masa, kırmızı kullangüllerle ve incilerle süslenmiş,ortasında her katı farklı renkte bir pasta hazırlanmıştı.

Evin sahibi konumunda olan iki kardeş pastayı kestiler, ikram ettiler. Sonra hep birlikte dua edildi ve gecenin anlam ve önemi anlatıldı. Okullarda yılbaşı kağıtları çekilir, kim kime çıkarsa çapraz hediyeler alırdık. Tıpkı onu anımsatan birşekilde Ayla içinde numaraların yazıldığı katlanmış küçük kağıtların olduğu çok şık bir tabakla girdi salona. Hepimiz tabağın içinden bir kağıt aldık yani bir numara çektik.

Masanın arka tarafında özel bir zevkle süslenmiş onlarca hediye paketi vardı ve her paketin üzerinde bir numara vardı. Çekilen her  numara hangi hediye paketinin üzerindeyse o paket kura sahibinindi. Peygamber Efendimiz çocuklara daha nasıl anlatılabilirdi, sevgiyle,  hediyeler vererek, dualar yaparak�İlk defa böyle bir kandil gecesi geçirmiştim, doğrusunu söylemek gerekirse çocukluğumda böylesi bir hatıraya sahip olmadığım için hayıflandım. Arkadaş kontejanından gerçekleşen röportajdan daha ziyade muhabbet tadında olan sohbetimize buyurun...

B
İZİM BAŞARIMIZIN ALTINDA İNANÇ BİRLİĞİ YATIYOR

Tozkoparan- Bildiğim kadarıyla Sinoplusunuz. Hakan Ünsal'ın Sinop'taki çocukluğundan biraz bahsedelim.mi?

Hakan - Aslen Sinop Ayancıklıyım. Fakat babamın kısa süreliğine İzmir'e gitmesiyle ben İzmir'de doğdum. Yaklaşık 2.5 yıl İzmir'de kaldıktan sonra tekrar Ayancık’a döndük. İlkokul, ortaokul ve liseyi Ayancık'ta bitirdim. Babam benim futbolcuydu.

- Aaa öyle mi! futbol baba mesleği o zaman.( gülüşmeler)

- Tabii tabii genetik olarak ondan geçmiş. Babam Ayancıkspor'da oynadı. Çok hızlı bir oyuncu olduğu için “motor Necati” lakabını takmışlar babama. Ben çok küçükken futbolu bıraktığı için, oynadığı dönemleri çok net hatırlamıyorum. Hayal meyal babamın elimden tutup antremanlara götürdüğünü hatırlıyorum sadece. Ben 11 yaşındayken vefat etti. Babamdan sonra ben Ayancıkspor'da oynamaya başladım.

- Peki sizin ünlü bir futbolcu olma hayaliniz var mıydı?

- Yok yok. Öyle bir hayalim yoktu. Daha çok teknolojiye merakım vardı. Uçaklar acayip cezbediyordu beni. Pilot olmak daha cazipti.

- Peki hala var mı?

- Evet hala teknolojiye, bilgisayarlara ilgim devam ediyor, evi biliyorsun.

- İlk profesyonel oyuna nerde başladın?

- Ayancık'ta lise bitene kadar hep amatör olarak oynamaya devam ettim. İstanbul’da yaşayan bir akrabamız bir takımda oynuyordu o birgün  “İstanbul'a gel burada oyna” dedi. Madem kullanki oynuyorsam şansımı denemeliyim, bu küçük yerde ne yapabilirim diye düşündüm ve hemen hiç düşünmeden de atladım geldim.

- Baba mesleği nasip oldu yani...

- Bu tabi babadan geçmiş olması yetenekle de çok alakalı. İstanbul olunca zaten hemen fırsatı değerlendiririm. Ayancık'ta kalıpta o herkesin gittiği yoldan gitmektense biraz daha farklı bir şey deneyeyim dedim. İstanbul’da şansım döndü, gittiğim takım iyi bir takımdı. Şampiyon olduk.

YERİN DİBİNE GEÇİREN TRANSFER GÖRÜŞMESİ

- İstanbul'a geldiğinizde ilk hangi takımda oynamıştınız?

- İstanbul Emlak Bank Spor Klübü vardı. Galatasaray'a gelmeden  önce de birkaç tane yol ayrımına geldim ki artık ona kader mi diyeyim şans mı diyeyim. Öyle şeyler önüme çıktı ki belki de bu günlere gelmeyeceğim şekilde farklı yolu tercih edebilirdim. Mesela bir tanesi Bakırköyspor istiyordu, transfer konuşmasına gittiğim adam bana öyle şeyler söyledi ki ben yerin dibine geçtim.

- Pardon yerin dibine geçirecek kadar ne söyledi size?

- Utana sıkıla gittiğim görüşmede bana “ne istiyorsun” diye sordular. Ben de “300 bin lira” istediğimi söyledim. Vay sen misin bu parayı isteyen, görüşmeyi yapan adam “Sen” dedi “Hayatında hiç o kadar parayı gördün mü?” Tabii biraz mahçup bir tavırla oturunca karşısında sanırım o parayı yakıştıramadı bana. Oysa istediğim para çok büyük bir miktar değildi. Allah’dan görüşme olumlu sonuçlanmamış. Anlaşma sağlanıp da Bakırköyspor'a gitseydim herşey farklı olabilirdi.

- Peki Galatasaray'a gelişiniz nasıl oldu? 

- Amatör futbolcuları Ankara'ya davet ettiler. Orda meğerse Türkiye'den bütün hocalar gelmiş. Ali Kemal Hoca beni beğendi ki Karabük o sene ilk defa Birinci Lig'e çıkmıştı. Çok samimi davrandı. Düşünüyorum da büyük bir cesaretti. Amatör takımda oynayan bir futbolcuya diyor ki "Gel seni 1. lig de oynatacağım". Garanti de veriyorum. Bu samimiyeti kullangörünce hemen gittim. Karabükspor'da da hakikaten oynattı. Bir senenin sonunda da 1. ligde oynayacağıma Galatasaray'a  transfer oldum. Biraz çabuk oldu İstanbul'a geliş. Bir sene sonra 1. lige transfer ve bir sene sonra Galatasaray'a geçiş.

- Evet ondan sonrada o tempolu hayata başlamış oldunuz. Popüler bir futbolcu oldunuz. Hayatınızda ne değişti?

- İlk Galatasaray'a geldiğimde popüler değildim açıkcası. Çünkü o kadar çok popüler iyi oyuncu vardı ki. Şansım zor gibiydi açıkcası. Hatta bir arkadaşım “Ne olur ne olmaz dostum sen şuraya bir imza at. Bakarsın meşhur olursun” dedi.  

GS'DE İLK GOLÜMÜ NASIL ATTIĞIMI HİÇ UNUTMUYORUM

- İlk golü attığın da ne hissettin?

- İlk gol Ali Sami Yen'de Bursa maçıydı hiç unutmuyorum. Zor bir maçtı. Bir orta yaptılar artık ben topa nasıl vurduğumu, o topun nasıl gittiğini filan hatırlamıyorum. Statta yükselen seslerden  gol olduğunu biliyorum. O heyecanla neler yaptığımı dahi hatırlamıyorum. Maç tekrarını seyrederken, ertesi gün gazete fotoğraflarından gördüm gol vuruş anımı ve sonrasını. Muhteşem bir an, futbolcu kendini kaybeder adeta, bir başka dünyaya geçiş anı gibidir, gol atmak.

- Sanat dünyasında,  sanatçıdan dost olmaz sözü meşhurdur. Futbol dünyasında durum nedir?

- Genelde futbol dünyasında da geçerliliği olan bir sözdür. Ancak bizim takım için (başarılı olduğumuz dönemlerde) rahatlıkla istisnai bir durum diyebiliriz. Çok güzel dostuklar kuruldu hala görüşüyoruz. Belki de takımımızın başarısının altında yatan en büyük sebeplerden birisi de bizim aynı zamanda arkadaş hatta kardeşlik noktasına getirdiğimiz dostuklardı. Bugün kaç yıl geçmiş hala Hakan olsun, Arif, Ümit, Vedat’la görüşüyoruz.

OĞLUMUN FUTBOL YETENEĞİNİN OLMAMASI ANNESİNİN YÜZÜNDEN OLDU

 - Oğlun yetenekli mi nasıl futbolcu olmasını istiyor musun?

- Çok isterdim ancak malesef yeteneği yok. Galiba Ayla’nın yaptığı dualar tuttu.

- Nedir tutan dua? Annesi istemiyor mu?

- Ayla’nın hamileliği benim maçlarımın çok yoğun olduğu dönemlere denk geldi. Dolayısıyla neredeyse yalnız bir hamilelik dönemi geçirdi. Yalnız kaldıkça “inşallah oğlum futbolcu olmaz, yeteneği olmasın” diye dua ediyordu. Anne duası tuttu ve oğlum malesef futbolla hiç alakası olmayan bir çocuk. Aslında çok seviyor ama anne kurbanı. Çok çalışsa dahi şansı yüzde on.

- Bir futbolcunun aile yaşantısı nasıldır? Eşinize “yeteneği olmasın” diye dua ettirecek aile yaşantınızı merak ettim.

- Büyük takımda oyanayanla diğer takımlarda oynayanlara göre çok fakediyor. Çünkü kullanŞampiyonlar Ligi, Türkiye Kupasıydı, ligdi derken, hafta da üç maça çıkan bir maraton düşünün. Eve haftada bir gün iki gün gelmeye başlıyorsunuz, zor tabii ki. Bir de sezon başı kamplar var 15-20 gün, tatil de yok...

- Kafadarların birbirini bulması mı, yoksa birbinizden etkilenme de var mı?

- Biz bir grubuz namaz kılıyoruz birbirimizle arkadaşız bunun dışında kimseyle arkadaşlık yapmıyormuşuz... Israrla bir görüntü oluşturulmaya çalışıldı. Kaptan Bülent, mesela namaz kıldığını görmedim ama arkadaşımız dostumuz. Mesela Taferal Hristiyan ama samimi arkadaşımız. Ama  bizim namaz kılmamızdan etkilenip de namaz kılmak isteyen arkadaşlarımız olmadı mı? Elbette oldu. Öyle tebliğ ediyoruz, namaz kıldırıyoruz tarzında çıkan haberler maksatlı haberlerdi.

- Hakkınızda pekçok şey yazıldı çizildi. Siz kimden etkilenerek namaz kılmaya başladınız, sizden kaç kişi etkilendi mesela?

- Ben kendimden örnek vereyim, Galatasaray’a gelmeden önce de Cuma namazlarına gidiyordum.  Takım içerisinde benden öncede namaz kılanlar ve kılmayanlar vardı. Ama namaz kılan arkadaşlarımız hiçbir zaman “namaz kılın” demediler, ben de kimseye “namaz kılın” çağrısında bulunmadım.

- Sizi bu kadar birbirinize bağlayan başkalarını ise bu kadar rahatsız eden sebep nedir?

- İnanç birlikteliği...

FATİH ALTAYLI'YI ÇILDIRTAN NAMAZ GÖRÜNTÜSÜ

- Galatasaray Klübü yöneticisi Fatih Altaylı’ya göre sizin suçunuz neydi?

- Hakan (Şükür) ve benim de içinde olduğum bir grup diğer arkadaşları baskı altına alıyormuşuz. Peki bütün bu suçlamalar 96-2000 yılları arasında yapılabiliyor mu, hayır. Bizim en başarılı dönemimizdi. Ama artık yavaş yavaş futboldan kopmaya başladığımız, ayrılacağımız dönemde bizi töhmet altında bırakan suçlamalar peş peşe gelmeye başladı. Oysa, hiç kimse çıkıp da diyemez bize “Namaz” telkini yapıldı diye. Aslında bütün sorun, kafasındaki futbolcu profiline uymuyorduk.

- Nasıl bir profil mesela..

- Parası var, o zaman mutlaka geceleri dışarı çıkmalı, içkisini içmeli, dışarıda eğlenmesini bilmeli, etrafında güzel kadınlar olmalı... Bu profile uymayan kişilerin sayısı biraz fazla olunca “ne oluyor” diye afalladılar tabi...

- Niye afalladılar?

- Keşke afallamak yerine bizimle konuşmayı deneselerdi. Mesela benim Fatih Altaylı’yla aramın açılması, odamda namaz kılarken kapı aralığından beni başımda takkeyle görmüş olmasıdır, büyük bir olay oldu bu. Galatasaray kulübünde bir oyuncu nasıl başına takke takıp namaz kılarmış. Kendi görmüş ben efendim özel odamda namaz kılarken  kafama takke takmışım , ooo bu büyük bir olay oldu. Nasıl olur Galatasaray'da biri namaz kılarken takke takarmış...

 - Tarikat bağlantısı nasıl kuruldu peki?

- Tarikattan kastını hala anlayabilmiş değilim. Tarikat kavramını öyle bir kullandı ki o açıklamaları duyanlar, sanki biz Hizbullah'a üyeyiz filan... Bu kadar şiddette gösterilen bir tepkiydi.

- Peki Galatasaray tarikatçılardan temizlendi mi?

- Fatih Altaylı bunu kendine görev addetmişti. İsteyen istediği kadar uğraşsın, oyuncuların kullaniçinde namaz kılmak isteyen varsa kılacaktır, bu birilerinin uğraşmasıyla, takımdan atmasıyla engellencek bir şey değildir. Alt yapıyı da mı temizleyecekler? Nasıl olacak? Yani yarın Fatih Altay’lının beş vakit namaz kılmayacağının garantisini kim verebilir ki, ya da karısının kapanmayacağının garantisi mi var? Namaz kılan, karısı örtülü olan futbol oynayamaz diye bir kural mı var?

ASLINDA FUTBOLCU YAŞAMI DİNDAR OLMAYI GEREKTİRİR

 - Dindar olmak futbolla barışmayan birşey midir?

- Hayır aslında tam da bağdaşan bir yaşam tarzıdır. Futbol artık tam tersi fiziki güce dayalı bir oyun olmaya başladı. Dolayısıyla özel yaşantına, yiyeceğine, gece yatış kalkış saatlerine  çok dikkat etmen lazım. Kısaca düzenli bir hayatının olması gerekiyor. Şayet sağlıklı olmam lazım, alkol almıyorum, sigara kullanmıyorum, kadınlarla birlikte olmuyorum bu benim tercihim dediğin zaman sorun yok. Ne zaman ki bütün bunları dindar olduğun için yapmıyorsun göze batıyor. Böyle bakıldığında dindar olmak niye futbolla bağdaşmasın ki!?

- Futbolcu disiplini içerisinde futbolcudan istediklerini inançtan dolayı yapıyor olman sorun...

- Aynen öyle! Futbolcu namaz kılan, dinini yaşayan olmasında ne olursa olsun mantığındalar! Dindarlık, gericilik, yobazlık olarak algılanıyor. Ya da bilmiyor. Futbolcu kitleler tarafından örnek alınacak rol modeller olarak görüldüğünden, namaz kılan, karısının başı örtülü olan futbolcu ciddi anlamda sorundur. Gerçek anlamda dindarı tanımlamak da işlerine gelmiyor.

- Fatih Altaylı sizinle hiç konuştu mu bu konuları?

- Yooo!  Hiç konuşmadı.

- Peki bu polemikten sonra hiç karşılaştınız mı?

- Tabii ki... Suriye'ye FB takımı gitmişti, başbakan kafilesinde... Ben, Rıdvan Hoca,  birkaç futbolcu ve Fatih Altaylı da aynı uçakta yan yana yolculuk yaptık.

 - Hiç konuşmadınız mı?

- Konuştuk elbette... Ama... Ama samimi olamıyorsunuz, sizin hakkınızda ne düşündüğünü, niyetini, konuştuklarını bildiğinizde samimiyet de göstermelik oluyor. Elimden geldiğince birşey yokmuş gibi davranmaya gerginliği yumuşatmaya çalıştım.

 - Tepkisi ne oldu?

- Benim “sorun yok” yaklaşımımım onu da rahatlattı.

AVRUPA'YA AÇILAN PENCEREDE BAŞÖRTÜLÜ GÖRÜNTÜ OLMAYACAK

Nursel Tozkoparan: Ayla sen Fatih Altaylı ile hiç karşılaştın mı?

Ayla Ünsal: Roma maçında karşılaştık. Aynı oteldeydik. Ben iki gün öncesinde gitmiştim. Ancak çok fazla etrafıyla meşgul olan birisi değilim. Nasıl davranmıştı, nasıl bakmıştı kullanhatırlamıyorum dahi. Ya da ilgilenmedim. Bir gazeteci sonradan Fatih Altaylı’nın beni gördüğü zaman “Galatasaray Türkiye’nin Avrupaya açılan penceresi ve pencereden böylesi manzaraların görülmesine asla izin vermiycem” gibi laflar ettiğini söylemişti Hakan’a. Zaten Roma maçından hemen sonra Hakan kadro dışı bırakıldı..

- Peki ya Fatih Terimle ilişkileriniz nasıldı?

- Çok iyiydi ve beni de çok severdi. Hakan’a çok doğru bir evlilik yaptığını söylermiş. Fatih hocayla Fulya abla aile tarzına çok önem verirlerdi. Hatta Fulya abla eşleri toparlayarak ev toplantıları yapardı. Futbolcu eşleri ile hala görüşüyoruz.

- Fatih Altaylı’nın sarfettiği bu sözlere ve gelişmelere üzüldün mü?

- Hiç üzülmedim. Elbette çok güzel şeyler de yaşadım ama sadece Hakan çok üzüldüğü için üzüldüm. Fatih Altaylı sebep oldu diye ne Hakan ne de ben üzüldüm. Herkes kaderini yaşar, ancak birileri kendilerinin yaptığını, çelme taktığını düşünerek sevinirler. Bizim inancımız kısmetin bu kadar olduğu...

ÖZELLİKLE BAŞÖRTÜLÜ BİRİSİYLE
EVLENMEK İSTEDİM BU BENİM TERCİHİM

Nursel Tozkoparan: Bildiğim kadarıyla özellikle başörtülü birisiyle evlenmek istedin. Niçin özellikle başörtülü bir eş?

Hakan Ünsal: Benim karar vermem de enteresan. 96 yılında Paris Senjermen deplasmanına gidiyoruz, uçak tamamen bizim kafileye ait. Arkadan bir arkadaş geldi “oooo kapak olmuşsun” dedi. Kapak olacak hiçbirşey yoktu oysa, “hayırdır” dedim. “Görmedin mi dergiyi, üç dört sayfasını da sana ayırmışlar” deyince, elindeki dergiye baktım. Bir magazin dergisi, hiç tanımadığım bir kızın resimlerini benim resimlerimin yanına koymuşlar. Benimle uzaktan yakından alakası yok. Bir yerde gördüğüm, bir defa olsun selam verdiğim birisi olsa bağlantı kurmaya çalışacam. Hiç tanımadığım bu kadınla birlikteymişiz, yakında evlenecekmişiz falan filan... Hiç tanımadığım birisiyle böyle haberler yapıyorlarsa yarın ne olur kimbilir dedim ve o anda evlenmeye karar verdim.

- Evlenmeyi düşündüğün birisi vardı o zaman? Ayla’yı tanıyormuydun?

- Hayır. Ayla’yı tabii ki tanımıyorum. Sadece o dönemler yavaş yavaş dine karşı ilgim oluşmaya başlamıştı. Tanıdığım bir ağabey vardı ona,  “evlenmek istiyorum ancak başörtülü birisiyle tanıdığınız birisi var mı” diye sordum.

- Görücü usulü tanıştınız o halde?

H. Ünsal: O zaten hayranmış bana, hastaymış. (gülüşmeler)

HAKAN İLE ARKADAŞ HATIRINA TANIŞTIM

Ayla Ü. Hayırr... Hayran filan değildim ilk kez o anda tanıştık. Benim arkadaşım Hakan’ın arkadaşıyla evliydi. Bana söyledikleri zaman ilk tepkim “ben ve bir futbolcu yok daha neler” oldu. Arkadaşım “yok bu bildiğin futbolculardan değil” dedi ancak çabuk ikna olmadım.

- Pardon bildiğiniz futbolcu nasıl?

- Futbolla ilgili değilim ancak kafamda oluşmuş bir futbolcu imajı da yok değildi. Sonuçta kullanortak neyimiz olabilir diye düşündüm hiç cazip gelmedi. Ama arkadaşım “bizi kırma bir kere görüş” deyince kabul ettim görüşmeyi.

- Popüler bir futbolcuyla tanışmaya gittiğini biliyor muydun?

Ayla Ü. O dönem ne kadar ünlüydü, bilmiyorum. Hatta bir kazaya mahal vermemek için o kadar özensiz giyinerek gittim ki benim için özel bir tanışma değildi. Arkadaş hatırına görüşecektim.

- Nasıl görüştünüz, aileler yanında mı?

- Aileler yanında değil ama bir ev ortamında görüştük. Çalıştığı yerden almaya gittim ve arkadaşımın evine gittik birlikte.

- Arkadaş evindeki görüşme sonrasında ilk düşünceleriniz neydi?

Hakan Ü: Ben evlenmeye niyet etmiştim. Bakılmayacak bir yüze sahip olmadığı eli yüzü düzgünse evlenmemek için bahanem olmayacaktı. Ama Ayla’yı ikna etmek kolay olmadı tabii.

Ayla Ü:  O kadar saçma şeyler yapmaya başladım ki meğer gönlüm ben farkına varmadan razı olmuş da ben anlayamamışım. Bana bir süre vermişti düşünmem için...

- Ne düşündünüz o sürede?

Ayla Ü: Diyorum ya ilk tanıştığımızda ben gönlümü kaptırmışım aslında. Ama kafamda başka sorular vardı, bir futbolcu ile neyi ne kadar paylaşabilirim. Benim kitaplarım onun topu.. Birde futbolcular hovarda olur inancı var...

Hakan Ü: 96 Kasım’da tanıştık, 98 de evlendik.

- İki yıl niye beklediniz?

Ayla Ü:  Söz nişan bir de Hakan’ın askerliği derken iki yıl geçti aradan.

 KENDİ DİLİNDEN AYLA ÜNSAL

- İstanbul’da doğdum. Nişantaşı kız lisesi mezunuyum. Önce İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü’nü kazandım.O dönemde başörtü yasağı vardı ama dekanların insiyatifine bırakmışlardı. Edebiyat Fakültesinin dekanı ses çıkartmıyordu. Fen Fakültesinin de dekanı kapıda bekliyordu.

Lise sonrasında örtünme kararı aldım. İlk üniversteye gittiğim gün heycanla üniversite kapısının önünde bekliyorduk. Gri gözlüklü, siyah takımlı bir adam geldi.Öğrenci giriş kartımı aldı, bir iki kişininkini daha almıştı. Başı açık arkadaşlardan bir tanesi yanıma geldi “neden sizin ögrenci karnelerinizi aldılar?” dedi.

Alınan sadece bizim giriş kartlarımızdı. Çok şaşırdım onlarınkini almamışlar, sadece başörtülülerin karnelerini almışlardı. Anladık ki başörtülüler okula alınmayacak Bir kaç defa başımı açarak okula devam etmeyi denedim ama olmadı. Okuldan soğudum. Birkaç yıl sonra tekrar üniverste sınavlarına girdim. Kütahya işletmeyi kazandım. Sonra Istanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkilere yatay geçiş yaptım ve oradan mezun oldum.

DÜĞÜNDE AYLA’YI KAPALI GÖRÜP ŞAŞIRAN ÇOK OLDU

- Nikahınıza kimler geldi?

- Hakan Ü: Haberi olan herkes geldi. Nikah salonunda, sade bir kokteylle evlendik.


- Peki nasıl bir gelinlik giydin:
A. Şaşaalı bir gelinlik
B. Sade bir gelinlik.

- Ayla Ü: Oldukça sade bir gelinlikti. Gelinliğimin tüm şaşaası Cengiz Abazoğlu imzasıydı. Abazoğluna kullan“kapalı, sade, vücut hatlarımı belli etmeyecek, bir dış kıyafetine benzeyecek” diye tarif ettim istediğim gelinliği... 

- Peki korktuğun başına geldi mi, bir futbolcuyla evlenmek gerçekten zor mu?

- Tek başınıza olduğunuz anlar çok fazla, uzun kamplar, hastalığınızı, sıkıntınızı, mutluluğunuzu çoğu kez kendi başınıza yaşayacaksınız. Bütün bunlara rağmen eşinize pek birşey yansıtmayacaksınız. Canınız istediği zaman öyle tartışma lüksünüz yok. Onun kafası her daim rahat olmalı. Uyku düzeni, yemek düzeni ooo bir sürü şey.... 

KÜFÜR YEMEMEK İÇİN TÜRKİYE'DE MAÇA GİTMEDİM

- Maçlara gidiyor muydun?

- Ayla Ü:Türkiye içerisinde maçlara bir kere gittim. Genelde yurt dışındaki maçlara gidiyordum. İngiltere'de oynarken de gittim.

- Neden Türkiye’deki maçlarına gitmedin?

- Genelde bizde küfürler anneden başlar eşlerde nihayetlenir. Bütün bu küfürleri duymak ve duymazdan gelmek çok zor. Doğrusu cesaret edemedim.


- Futbolcular türübünlerde yapılan küfürleri duydukları halde mi sessiz kalıyorlar?

- Hakan Ü: Bazı insanlar maçlara deşarj olmak için dolayısıyla küfür etmek için geliyorlar. Duyuyorsun tabii ama birebir duyulmaz sahadan duysan da yapacak birşey yok. Türübüne cevap yetiştiremezsin.

- Ne hissediyorsunuz?

- Hakan Ü: Deplasmanlarda adam küfür ettiğinde biliyorsunki senin moralini bozmak için yapıyor. Kızıyorsun ama çokta takmıyorsun. Kendi seyircinden bırak küfürü farklı bir protesto bile olsa kafayı takıyorsun. İşte o zaman insanın kendisini toparlaması çok zor oluyor.

EVLİLİK YILDÖNÜMÜMÜZDE ARABASIZ SOKAKTA KALDIK

- Evliliğinizi canlı tutmak için birbirlerinize süprizler yapıyor musunuz?

Hakan Ü: Ben hep yapıyorum ama o yapmıyor.(kahkaha)

- Sen niye yapmıyorsun, sevmez misin sürpriz yapmayı?

Ayla Ü: Benim ona süpriz yapabilme şansım yok. Futbol hayatı boyunca içimde ukte olarak kalmıştır aslında, hep birşeyler yapmak istedim ama başarılı olamadım malesef.

- Hakan Ü: Başarabilmesi de başlı başına bir süpriz olur benim için.

- Ayla Ü: Ne zaman bişey planlamaya çalışsam ogüne ya maç vardır ya da başka bir sorun. Ama mümkün değil. Iki sene önce nasılsa futbol bitmiş bari evlilik yıldönümüzü kutlayalım dedim. FB -GS maçı var yer yerinden oynuyor. Kalktım gittim Mecidiyeköy’e�Yanımada o kadar az para almışım, ATM kartıma güveniyorum bir de nasıl olsa Hakanla buluşacam. Oraya gidince aradım “ben geldim”  dediğimde bana “niye geldin” dedi. Ben tabii çok bozuldum. “Sakın gelme, geri dön, buralar çok kötü” dedi. Durumu izah ettim. “Biryerlerde bekle” dedi. Geldi ki arabayı almamış yanına trafik sıkışık olacak diye. Bende arabamı almamıştım nasılsa buluşacaz diye. O gün trafik, arabasızlık... Geceyi Sefaköy’de bir işkembecide evlilik yıldönümü kutlayarak bitirdik.

HAKAN'IN ELİNDEKİ SÜS ÇANTASI DEĞİLİM

- Özellikle oğlunuzun ismi çok ilginç, kim koydu çocukların adlarını?

Ayla Ü: Birlikte koyduk. Çocuklarımızın ikişer ismi var. Oğluma Ahmet’i ben, Damra adını Hakan koydu.

- Damra ne demek?

kullan- Ayla Ü: Peygamber efendimizin erkek süt kardeşinin adı.Cebrail (as) tarafından göğsünün yarılıp, yıkanıp tekrar yerine konma mucizesine şahit olan süt kardeşinin adıdır Damra. Kızımın Fatma adını ben Dila adını babası koydu.  

- Çocuklarının eğitiminde öncelediğin şeyler var mı?

Ayla Ü: Çocuk sahibi olmadan once de hep dua ederdim.Yarabbi senin sevecegin bir kul olacaksa bana evlat ver yoksa verme. Hala aynı şekilde dua ediyorum. Herşeyden önce iyi bir insan olmaları için nasıl bir eğitim nasıl bir terbiye gerekiyorsa vermeye çalışıyorum. Ayrıca, Kuranı Kerim öğreten hocaları ve İngilizce öğretmenleri var.

- Bugüne kadar röportaj vermemenin özel bir nedeni var mı?

- Ayla Ü: Eşim sevilen, sayılan, ünlü bir insan tamam, ama ben Hakan’ın elindeki süs çantası değilim. Hangi vesile ile röportaj vereyim. Ürettiğin, ortaya koyduğun bir şey vardır sende konuşursun. Cazip gelmedi röportaj fikri bana.

- Türkiyenin muhafazakarlaşma tartışmalarını takip ediyor musunuz? Ilginizi çekiyor mu?

 - Hakan Ü: Takip etmeye çalışıyorum tabii ki. Son yıllarda sadece Türkiye’de değil tüm dünyada “muhafazakarlaşma” tartışılıyor. Hakikaten dindar insanların Türkiye’yi geriye götüreceğini, gerileteleciğini düşünen ve buna inanan insanların olması üzücü geliyor bana.

 - Son günlerde tekrar gündeme oturdu Davos çıkışı. Siz izlemişmiydiniz? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Son dönemde neredeyse tüm ülkeyi bu kadar sevindiren başka bir gelişme yok. Uzun süre bu moral herkese yeter galiba. Önce verilen tepkiler sonrasında övgüye dönüştü. Mahvolduk, dolar fırlayacak diyenlere “borsa düşecek, dolar fırlayacak” Başbakan aslında Davos çıkışıyla “Biz dışarının şamar oğlanı yapabileceği bir ülke değiliz” dedi. Sonraki yorumları artık hepimiz biliyoruz.

- Son soru, Hakan Ünsal şimdi neler yapıyor?

- Hakan Ü: Benim aklımda olmayan bir iş çıktı; futbol yorumculuğu. Gazeteci bir iki dostumun ağabeyin zorlamasıyla başladım televizyon yorumculuğuna. Şimdi benim de hoşuma gitmeye başladı. Star gazetesinde yazıyorum. Bacanağım Lütfü Kasranoğlu ile birlikte tekstil işi yapıyorum.

- Ayla normalde de sakin bir insan mısın? Yoksa zaman içerisinde sakin olmayı öğrendin mi?


- Ayla Ü: Bir futbolcunun temposunun ne olduğunu bilmiyordum evlendiğimizde. Hakan’la yeni evlendiğimiz dönemde Hakan’ın kırmızı kart yemesine sevinmiş biriyimdir. Futbola o kadar uzaktım anlayacağın. “Yaşasın evde kalacak, oynamayacak” diye sevinen biriydim. Oysa diğer futbolcu eşleri oldukça geriliyorlardı. Iyi bir gözlemciyimdir, nasıl bir ortamda olacağım, nasıl davranmam gerekir, herşeyi planlar öyle hareket ederim. Planlı bir insan olduğum için hayatta çoğu kez zorlanmam. Hakan benim aksime daha plansız programsız biridir. Çocuklarımın eşimin mutlu olması, huzurlu olması benim önceliğimdir. Özveriliyimdir ama kendimi de düşünürüm.


Haber 7

Kaza yapan uçaktakilerin kimlikleri


Kaza yapan uçaktakilerin kimlikleri

THY, Amsterdam'da Schiphol havaalanına gövde üzerine inen Boeing 737-800 tipi Tekirdağ isimli uçaktaki yolcu ve mürettebatın kimliklerini açıkladı. İsimler şöyle:

-''TEKİRDAĞ'' ADLI YOLCU UÇAĞININ 7 KİŞİLİK MÜRETTEBATININ KİMLİKLERİ BELİRLENDİ


İstanbul-Amsterdam seferini yaparken iniş sırasında kaza geçiren Türk Hava Yollarına (THY) ait ''Tekirdağ'' adlı  uçağın yolcu ve mürettebatının kimlikleri belirlendi.

Hasan Tahsin Arısan'ın kaptan pilotluğu yaptığı uçakta, Olgay Özgür, Murat Sezer, Figen Eren, Perihan Özden, Ulvi Murat Eskin ve Yasemin Vural, mürettebat olarak bulunuyordu.

YOLCULARIN İSİM LİSTESİ...

"Mustafa Gümüş

 Bekir Kaya,

Ahmet Arıkan,

Ferruh Koral,

Hakan Vercan,

Sipke Dawid,

Nuri Taş,

Ahmet Tekgöz,

Mustafa Atman,

Mustafa Bahçecioğlu,

Janneke Vantil,

Ramazan Pehlivan,

HK Arslan,

Plo Arslankul,

Shinyi Chen,

Fred Crongnale,

Feriha Cebi,

Erol Zafer Akbaş,

Lucio Basso,

Kenan Öztürk,

Frederick Gimpel,

Gerarda Gimpelve,

Hasan Hüseyin Sümer,

Mustafa Mermer,

Selçuk Arda,

Mehmet Gözükara,

Soyadı İdris olan bir yolcu,

Samiye Albostan,

Büşra Albostan,

Erdem Recep Albostan,

Atanaz Stilijan,

Lucia Geijtema,

Jakabuz Shinkel,

Leentje Vanherbe,

Marinus Vansipron,

Ronalda Redford,

George Anichukw,

İlhan Gücüyene,

Muhsin Cesur,

Kenan Demir,

Bora İnan,

Soyadı Mutlucan olan bir yolcu,

Kamile Banu Özcan,

Soyadı Vanderhal olan bir yolcu,

Soyadı Deknecht olan bir yolcu, 

Soyadı Chamrduk olan bir yolcu

Volkan Dasasan,

Cem Mert,

Kerem Uzel,

Ahmet Peynirci,

Vedat Demir, 

Ahmet Sen,

Gülsen Yıldırım,

Yavuz Yıldırım,

Gökmen Yıldırım,

Jakavus Labeij,

Sofhia Labeij,

Lisa Labeij,

Susan lord,

Orhan Kaya,

Ali Yıldırım,

Maya Nil Kaya,

Bülent İçgören,

Soyadı Molle olan bir yolcu,

Soyadı Meiring olan bir yolcu,

Mert İçgören,

Henk Heijlo,

Ozan Duman,

Cantürk Aydın,

Patrick Boots,

Mustafa Komut,

Şeref Küçüker,

Michael Hemmer,

John Salman,

Ricky Wilson,

Ronalda Richey,

Çağrı Kaya,

Aslıhan Küçüker,

Ramacenk Erözer,

Kenan Eke,

Sefer Barış,

Cüneyt Er,

Osman Bedri Başlılar,

Ramazan İz,

Emre Alkan,

Oscar Vandalso,

Ahmet Berisha,

Soyadı Överal olan bir yolcu,

Maria Roovers,

İris Steenove,

Petrus Steenove,

Shapid Mir,

Sabina Mir,

Kewlawatie "

TÜRK HAVA YOLLARI: KURTARMA EKİPLERİ VE YEREL YETKİLİLERE YARDIMCI OLMAK AMACIYLA TÜRK HAVA YOLLARI GEREKLİ TÜM TEDBİRLERİ ALMIŞTIR

Türk Hava Yolları (THY), şirketin, kurtarma ekipleri ve yerel yetkililere yardımcı olmak amacıyla gerekli tüm tedbirleri aldığını bildirdi.

THY'den yapılan yazılı açıklamada, THY'nin 1951 sefer sayılı İstanbul- Amsterdam uçağının iniş esnasında 5 numaralı pist yakınlarında kaza geçirdiği ifade edilerek, saat 11.30'de 737-800 tipi JGE kuyruk isimli ''Tekirdağ'' adlı uçağının kaza anında iniş yapmakta olduğu kaydedildi.

Açıklamada, araştırma ve kurtarma çalışmalarının halen devam ettiği anımsatılarak, şöyle denildi:

''Elimizde kurtulanlar veya yaralı olanlar hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Türk Hava Yolları yetkilileri, olay yerine gidecektir. Kurtarma ekipleri ve yerel yetkililere yardımcı olmak amacıyla Türk Hava Yolları gerekli tüm tedbirleri almıştır. Uçakta 126 yolcu ve 7 mürettebat bulunmaktadır. Konuyla ilgili ayrıntıları öğrenmek ve yolcu isim listesini kesinleştirmek için çalışmalar sürmektedir.''

Yolcuların aile yakınlarının Türk Hava Yolları Genel Yönetim Binası VIP restorana gelerek, bilgi alabilecekleri belirtilen açıklamada, ''Türk Hava Yolları, daha detaylı bilgiler ulaşır ulaşmaz kamuoyunu bilgilendirmeye devam edecektir. Ayrıca en son bilgileri web sitemiz www.thy.com'dan da öğrenebilirsiniz. Yaşanan olay nedeniyle Türk Hava Yolları camiasının üzüntüsü büyüktür'' ifadelerine yer verildi.

İHA-AA

81. Oscar Ödülleri sahiplerini buldu


81. Oscar Ödülleri sahiplerini buldu

81. Oscar Ödülleri törenle sahiplerini buldu. Toplam 8 dalda ödül toplayan Slumdog Millionaire 'En İyi Film' ödülünü kaptı.

81. Oscar Ödül Töreni” bu gece ABD’nin Los Angeles kentinde 3 bin 500 kişilik Kodak Tiyatrosu’nda gerçekleti.

İngiliz yönetmen Danny Boyle'un yönettiği "Slumdog Millionaire" aralarında "En iyi film" ve "En iyi yönetmen"in de bulunduğu 8 dalda ödül alarak geceye damgasını vurdu.

Gecenin ilk ödülü En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Penelope Cruz’un oldu. En İyi Erkek Oyuncu ödülünü 2 Ocak’ta hayatını kaybeden Avustralyalı oyuncu Heath Ledger kazandı. Ödülü Ledger adına annesi, babası ve kız kardeşi aldı.


İŞTE ÖDÜL KAZANANLAR

haber7EN İYİ FİLMhaber7
haber7Slumdog Millionairehaber7


haber7EN İYİ YÖNETMENhaber7
haber7Danny Boyle (Slumdog Millionaire)haber7


haber7EN İYİ ERKEK OYUNCUhaber7
haber7Sean Penn (Milk)haber7


haber7EN İYİ KADIN OYUNCUhaber7
haber7Kate Winslet (The Reader)haber7

haber7EN İYİ YÖNETMENhaber7
haber7Danny Boyle (Slumdog Millionaire)haber7


haber7EN İYİ YARIMCI ERKEK OYUNCU:haber7

haber7Heath Ledger (The Dark Knight)haber7

haber7EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCUhaber7

haber7Penélope Cruz (Vicky Cristina Barcelona)haber7

haber7EN İYİ ÖZGÜN SENARYOhaber7
haber7Dustin Lance Black (Milk)haber7

haber7EN İYİ UYARLAMA SENARYOhaber7
haber7Simon Beaufoy (Slumdog Millionare)haber7

haber7EN İYİ ANİMASYON FİLMhaber7
haber7Andrew Stanton (Wall-E)haber7

haber7EN İYİ KISA ANİMASYON FİLMhaber7
haber7Kunio Kato (La Masion En Petit Cubes)haber7

haber7EN İYİ SANAT YÖNETMENİhaber7
haber7Donald Graham Burt (The Curious Case of Benjamin Button)haber7

haber7EN İYİ KOSTÜMhaber7
haber7Michael O’Connor (The Duchess)haber7

haber7EN İYİ MAKYAJhaber7
haber7Greg Cannom (The Curious Case of Benjamin Button)haber7

haber7EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİhaber7
haber7Anthony Dod Mantle (Slumdog Millionaire)haber7

haber7EN İYİ KISA FİLMhaber7
haber7Jochen Alexander Freydank (Spielzeugland)haber7

haber7EN İYİ BELGESELhaber7
haber7James Marsh and Simon Chinn (Man On Wire)haber7

haber7EN İYİ KISA BELGESELhaber7
haber7Megan Mylan (Smile Pinki)haber7

haber7EN İYİ GÖRSEL EFEKThaber7
haber7Eric Barba, Steve Preeg, Burt Dalton and Craig Barron (The Curious Case of Benjamin Button)haber7

haber7EN İYİ SEShaber7
haber7Richard King (The Dark Knight)haber7

haber7EN SES MİKSAJIhaber7
haber7Ian Tapp, Richard Pryke and Resul Pookutty (Slumdog Millionare)haber7

haber7EN İYİ KURGUhaber7
haber7Chris Dickens (Slumdog Millionare)haber7

haber7EN İYİ FİLM MÜZİĞİhaber7
haber7A.R. Rahman (Slumdog Millionare)haber7

haber7EN İYİ ŞARKIhaber7
haber7“O Saya” A.R. Rahman and Maya Arulpragasam (Slumdog Millionare)haber7

haber7ÖZEL ÖDÜLhaber7
haber7Jerry Lewishaber7

haber7EN İYİ YABANCI FİLMhaber7
haber7Yojiro Takita (Departures-Japonya)

Gazanfer Özcan hayatını kaybetti


Gazanfer Özcan hayatını kaybetti

78 yaşındaki devlet ve tiyatro sanatçısı Gazanfer Özcan tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.

78 yaşındaki ünlü tiyatro oyuncusu Gazanfer Özcan'ın tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmesi, ailesi ve sanat camiasını derin üzüntüye boğdu.

Amerikan Hastanesi'nde tedavi gören Özcan'ın ölümü, yakınları ve sanatçı dostlarını üzüntüye boğdu. Haberi alır almaz hastaneye gelen torunu Gazanfer Gündüz, "Çok üzgünüz. Dualarımız onunla birlikteydi. Canımızı kaybettik. Ailede ayakta durması gereken biri durumda olan birisi benim. Dualarımız onunlaydı ama maalesef onu kaybettik" dedi.

Acı haberin kısa sürede duyulması üzerine Avrupa Yakası oyuncuları da hastaneye geldi. Sanatçı dostlarından Şenay Gürler, Sarp Apak, Zerrin Özer, Rutkay Aziz, Gülse Birsel, Yavuz Seçkin ile Hakan Yılmaz da aralarında bulunduğu çok sayıda oyuncu duydukları derin üzüntüyü dile getirerek, ailesine ve yakınlarına başsağlığı diledi.

GAZANFER ÖZCAN KİMDİR?

27 Ocak 1931 yılında doğdu.

İlkokulu Cihangir Firuzağa İlkokulu'nda, ortaokulu Beyoğlu Ortaokulunda, liseyi Beyoğlu Taksim Erkek Lisesi'nde tamamladı. Lisedeyken oynadığı "Hisse-i Şayia" adlı oyundaki Bican Efendi rolüyle tiyatroyla tanıştı.

kullanŞehir Tiyatroları'nın Çocuk Bölümü'ne katıldı. 1955 yılında Komedi Tiyatrosu'nda oynanan Mahallenin Romanı oyunu tiyatro yaşamının dönüm noktası oldu. Bu oyunda rahatsızlanan Reşit Gürzap'ın yerine sahneye çıkıp başarılı olunca kadroya girdi.

1962 yılına kadar hem çocuk tiyatrosunda, hem yetişkin oyunlarında görev aldı. 1962 yılında Gönül Ülkü ile evlendi ve Gönül Ülkü-Gazanfer Özcan Tiyatrosu'nu kurdu.

50'li 60'lı yıllarda çok sayıda sinema filminde de rol alan Gazanfer Özcan, uzun bir süre sinemaya ara verdikten sonra 2000yılında çevrilen Komiser Şekspir filmi ile sinemaya döndü. Pek çok dizide de rol aldı. Kuruntu Ailesi adlı dizideki Hüsnü Kuruntu rolü ile tanındı, pek çok yapımda ailenin babası rolünü üstlendi. Avrupa Yakası adlı dizideki Tahsin Bey rolü ile de "baba" rolünü sürdürdü.

1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır.

Filmleri

1952 İngiliz Kemal Lawrence'e Karşı
1953 Çeto Salak Milyoner
1954 Fındıkçı Gelin
1954 Aramızda Yaşıyamazsın
1954 Şimal Yıldızı
1958 Allı Yemeni
1959 Sevdalı Gelin
1959 Garipler Sokağı
1961 Biz İnsan Değil Miyiz
1961 İki Damla Gözyaşı
1961 Utanmaz Adam
1961 Naciyem
1961 Minnoş
1961 Yedi Günlük Aşk
1961 Külkedisi
1962 Damat Beyefendi
1962 Şaka Yapma
1963 Avare Şoför
1970 Vur Patlasın Çal Oynasın
1971 Çılgın Yenge
1975 Televizyon Çocuğu
1975 Tokmak Nuri
1975 Ah Nerede Vah Nerede
1975 Dam Üstüne Çul Serelim
1992 Burnumu Keser misiniz?
2000 Komser Şekspir
2005 Keloğlan Kara Prens'e Karşı
2007 Beyaz Melek

Diziler

1986 Kuruntu Ailesi (Hüsnü Kuruntu)
2002 Başımıza Gelenler
2003 Baba
2004 Avrupa Yakası

Deli Hüsnü'nün aklından dahi geçmemiş


Deli Hüsnü'nün aklından dahi geçmemiş

Kurtlar Vadisi, iki aydır zorunlu tatilde. İzleyici merakta. Dizinin fenomeni Deli Hüsnü Haber7.com'a kendisini anlattı, 'Ne olacak bu Vadi'nin hali' sorumuza ise..


Sohbet çok spontane gelişti. Planlı bir röportaj değildi. Dizideki patronu Tuncay Kantarcı’nın deyimi ile “Hüsnü Bey kardeşimizi” Ünal Tanık’ın odasında görünce kayıt cihazımı alıp yanına gittim. Röportaj teklifimizi ""Siz nası tensip buyurursanız efendim" diye kabul edince başladı sohbet. O kendini anlattıkça ben açıldım ve ardından sorular geldi. 

Bu röportajda Adnan Erdoğan’ın, Kurtlar Vadisi dizisini, halkın diziye bakış açısını, dizinin Ergenekon davası ile bağlantılarını, Deli Hüsnü karakteri üzerine çok ilginç tespitlerini okuyacaksınız.

Ama önce Adnan Erdoğan’ın çok renkli fakat kendi halinde olan geçmişine şöyle bir göz atalım�

Kurtlar Vadisi Pusu dizisi yaklaşık iki aydır tatilde. Yüksek reytingine rağmen ekonomik krizle birlikte geçici bir süre için ‘rafa kaldırılan’ Vadi’nin oyuncularına da canlandırdıkları karakterlerden sıyrılıp kendilerini yaşama fırsatı buluyorlar. Bunu dizide Hüsnü Yalınkılıç’ı (Deli Hüsnü) canlandıran Adnan Erdoğan’ı tanıyınca anladım.

Malatya Doğanşehir’li. (Doğduğu köyün adı dizi ile çok ilginç bir paralellik taşıyor. Bu kadar da olmaz diyeceksiniz) Eskişehir Üniversitesi iktisat bölümü muzunu olan Adnan Erdoğan’ın gerçek işi yazılımcılık. Yazılımcı değil ama. Yazdırıyor sadece. Askere giden ağabeyinden kalan fotoğraf makinesi ile hayatının uğraşını kazanmış. Üniversiteyi fotoğrafçılık yaparak bitirmiş.

Ailesinden 1’inci sınıfın dışında kuruş para almamış. Kampusta “gülümseyin” demiş basmış deklanşöre. Hem fotoğrafçılığını geliştirmiş hem de ilgi ve alakasını.

Şimdilerde tam bir kültür sanat ve tarih hastası Vadi’nin Deli Hüsnü’sü� İstanbul’da tarih adına fotoğraflamadık yer bırakmamış neredeyse. Tarihimizde önemli bir yeri olan ‘kuş evleri’nin peşine düşmüş bu günlerde. İstanbul, Amasya, Kayseri, Niğde Tokat� Nerede kuş evi varsa çekimlerden arta kalan zamanda düşüyor yollara.

En büyük hayali elinden düşürmediği fotoğraf makinesi ile Anadolu’yu karış karış gezmek zaten. Şimdilerde bu çektiği resimleri arkadaşları ile kurduğu www.luzumsuzmanzaralar.com isimli internet sitesinde bir arada topluyor.

Ama Deli Hüsnü karakterini canlandırdığı oyunculuğunun dışındaki meziyetleri bunlarla sınırlı değil Erdoğan’ın. 90’lı yıllarda TRT’de çekilen “Bizim Ev” adlı dizinin kamera arkası ekibinde çalışmış. Aynı zamanda gazeteci Ahmet Tezcan ve Kurtlar Vadisi dizisinin senaristlerinden yazar Ömer Lütfe Mete ile birlikte Çağrışım dergisini çıkarmış.

http://fotogaleri.haber7.com/inner//426520090206020242757.jpg

Bir de sesi var. Türküleri ile ünlü Kurtlar Vadisi’nde sesini duymasak da Deli Hüsnü Adnan Erdoğan, Üsküdar Musiki Cemiyeti üyesi. Türk Sanat Müziği ve eski türküleri kendisi için okuyor. Çok ısrar ettik ama bize okumadı. Kor halinde sahneye çıkmış ama tek başına sadece kendine okurmuş. Gitar, bağlama, ney gibi enstrümanları da kendi çapında çalıyor.

Erdoğan, 90’lı yıllara iz bırakan Çağrışım dergisini çıkaran ekipten ayrıca� Okul yıllarında kendi çapında tiyatro da yapmış. Deli Hüsnü karakteri ile bir arkadaşı ile bir arkadaşı vasıtası ile bütünleşmiş� Hüsnü Yalınkılıç’ın bu kadar fenomen olacağı ise Erdoğan’ın aklının ucundan bile geçmemiş�

Canlandırdığı karakter kadar ilginç birisi. Ama farklı yönlerde bu ilginçlik. Delilik namına eser yok. Deli Hüsnü'den taşıdığı tek belirgin iz; ketumluğu.

İki aydan fazladır kriz  tatilinde olan dizinin önümüzdeki günleri için sorduğumuz sorular cevapsız bırakıyor. Yapımcı şirket olan Pana Film dizinin akibeti hakkında kendilerine bir bilgi vermemiş. "Ne olacak bu Vadi'nin hali, hangi kanalda başlayacak, ne zaman yayınlanacak, bitecek mi?" şekklindeki sorularımızın sadece sonuncusa kendinden emine şekilde cevap verdi; "Bitmeyecek...  Bu kadar izlenen bir diziyi sona erdirmek çok mantıksız olur..." (Sürecek...)

YARIN

Deli Hüsnü sokakta rahat yürüyebiliyor mu?
Canlandırdığı karakterle nasıl bütünleşiyor? Deli Hüsnü yanı var mı?
Sokakta ona en çok neyi soryorlar?
Kurtlar Vadisi Pusu, Ergenekon Örgütü'nü deşifre mi ediyor?
Halk diziyi neden bu kadar sevdi? 
İETT otobüsündeki gençler onu nasıl iki kere deli yaptı?
Ergenekon için ne düşünüyor?
Susurluk'ta eylemde olan halk şimdi ne yapıyor?
Ekmek Teknesi dizisi neden bitmemeliydi?
Kurtlar Vadisi biterse ne olur?

HABER 7

Jordan'ın kırılmaz denen rekoru kırıldı

Jordan'ın kırılmaz denen rekoru kırıldı

Yıldız basketçi Kobe Bryant, NBA’in tarihi salonlarından Madison Square Garden’daki üç rekoru tarihe gömmüş oldu.

Genç pivot Andrew Bynum’un sakatlık haberiyle sarsılan Los Angeles Lakers, Madison Square Garden’da New York Knicks’e konuk oldu. Kobe Bryant’ın 61 sayı atarak Madison Square Garden’da tek oyuncu tarafından bir maçta atılan sayı rekorunu kırdığı maçı Lakers 126-117 kazandı. Eski rekor 55 sayıyla Michael Jordan'a aitti.

Lakers karşılaşma boyunca ilk basket hariç rakibinin öne geçmesine izin vermedi. İlk çeyrekte Lakers’ın kazandığı 31 sayının 18’i Kobe’den, 12’si Gasol’den geldi. Lakers ilk çeyreği 31-26 önde kapattı.

İkinci çeyreğin ilk 5 dakikasında Kobe kenardayken Knicks Harrington’un bulduğu sayılarla maçı dengeledi. Kobe’nin girmesi oyunun dengesini yine alt üst etti ve çeyreğin sonuna kadar attığı 16 sayıyla farkın bir ara 15 sayıya çıkmasını sağladı. İlk yarı 65-54 Lakers üstünüğüyle geçildi.

Knicks 2. yarıya oldukça hızlı başladı ve Harrington’ın 7 sayısıyla 2 dakika içinde 11-2’lik seriyle farkı 2’ye indirdi. Bu dakikadan sonra hücumda Kobe ve Gasol önderliğinde vites artıran Lakers çeyreği 10 sayı farkla 96-86 önde bitirdi. Bu çeyrekte Harrington’in 18 sayısı farkın açılmasını önleyen faktör olarak dikkat çekti. Kobe bu çeyrekte 12 sayı kaydederken Gasol de 9 sayı attı.

MADISON SQUARE GARDEN, KOBE DİYE İNLEDİ

Son çeyrekte farkın kapanmasını istemeyen Lakers Ariza ve Gasol’ün basketleriyle farkı 15 sayıya çıkardı. İlk 3 çeyrekte parkenin tozunu atan Kobe’yi faul yapma suretiyle durdurmaya çalışan Knicks coachu D’Antoni Kobe’nın arka arkaya 9 faul atışını da sayıya çevirerek farkı 19 sayıya çıkarması sonrasında bitime 4 dakika kala beyaz bayrağı çekti ve yedek takımı oyuna soktu. İlerleyen dakikalarda bitime 2.5 dakika kala Kobe 61 sayıya ulaştı ve Madison Square Garden rekorunu kırınca Phil Jackson kendisini oyundan alırken, biletlerin tümü satılmış olan salon Kobe tezahüratlarıyla yankılandı. Son 2.5 dakikaya 126-106 Lakers üstünlüğüyle girildikten sonra Knicks yedekleri maçın 126-117 bitmesini sağladılar.

İTİNAYLA HER TÜRLÜ REKOR KIRILIR

Kobe Bryant’ın 61 sayısı NBA’in tarihi salonlarından Madison Square Garden’daki üç rekoru tarihe gömmüş oldu. O salonda Knicks’e rakip olan takımın oyuncusu tarafından atılan en çok sayı 55 sayıyla Michael Jordan’a aitti. Bryant bu rekoru bitime 3.56 kala kırdı. Salonda tek bir oyuncunun (Knicks oyuncuları da dahil) attığı en çok sayı rekoru 1984’un Noel gününde Bernard King’e aitken (60 sayı), bitime 2.5 dakika kala bu rekoru da kırmış oldu. Kobe’nin, tamamında isabet bulduğu 20 faul atışı da Madison Square Garden’da kaçırılmadan atılan en çok faul sayısı oldu.

Haberler yeni taze haber,günlük haber,iletmek,görsel duyuru,ilan,magazin ,sanat haberleri,her telden spor haberlerini bulabilirsiniz,tv radyo,gazete,internet,haberleri,olaylar,magazin haberleri,saglık ,güncel,daha bir sürü haber,